İÇ MİMARİ PROJE İŞLEVSEL OLMALI !

   İç mimar veya farklı bir deyişle tasarımcılara teslim edilen alanların, gereksiz süslemelerden kaçılarak tamamiyle işlevsel özelliğini yükseltecek hamlelere yüklenmek gerekir.  Tasarıma renk katacak dokunuşlar ne kadar gerekli ise, bir mağaza projesi ile otel projesini birbirinden ayırt edecek farklar sadece detaylarla sınırlı kalmamalıdır. Mekanların kullanım amaçları iyi analiz edilerek, işveren talepleri ile karşılaştırıldıktan sonra kullanılabilir dekor anlayışı ele alınmalıdır.

Minimal bir tasarımda, ufak detaylarla harmanlanan farklı fikirlerin dokuları bile, o mekanın fazlası ile değerli bir proje haline gelmesini sağlayacaktır. Aslında iç mimarlığın proje bazlı düşünme olduğunu kabullenmek, bu çerçeve kapsamında düşünerek işleme koymak gerekir. Açıkca ifade etmek gerekirse lokal dokunuşlarla duvarların süslenmesi, fark yaratması için dekor cümbüşü oluşturmak, yaşam alanlarını kargaşa ve kaosa sürüklemektedir. İşlevi olmayan bir dekorun projeyi besleyeceği fikri, çaresizliğe sırt dayamaktır.

Kullanıcının ihiyaçlarını göz önünde bulundurarak, sırasıyla kullanılabilirlik, uygulanabilirlik, ve dekor kavramlarıyla projelendirmek gerekiyor. Sonuç olarak uygulanabilirliği düşünülmeyen her proje masada kalmaya mahkumdur. Dünyanın en harika mekanını çizebilirsiniz fakat uygulama kalemlerini çözemezseniz düşündüğünüz proje, çerçeveli bir duvar tablosundan ileri gidemez.

Tasarımcıların önünü kesen en büyük unsurlardan biride uygulama kalemidir. Bu unsurun altı güçlü şekilde doldurulduğu zaman, imzası kulislerde konuşulan bir sanatçı karakterini yakalayacaklardır.